GİRİŞ

VAAT EDİLEN GERÇEK YURT: AHİRET

SONSUZ AZAP

KIYAMET

HESAP GÜNÜ

CEHENNEM

VAAT EDİLEN GERÇEK YURT: AHİRET


Kainatta var olan hiçbir cismin, meydana gelen hiçbir olayın, geçerli olan hiçbir kanunun boş ve amaçsız olmadığı, akıl ve vicdan sahibi her insan tarafından görülebilir. İçinde yaşadığımız evrenin meydana gelişi, önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi çok hassas dengeler üzerine kuruludur. Peki, her haliyle YARATILDIĞI şüphe götürmez bir gerçek olarak kanıtlanmış olan kainatın amaçsız yaratılmış olması mümkün müdür?
Elbette hayır.

Düşünün ki milyarlarca galaksi içinde bir toz parçası kadar yeri olmayan dünyanın üzerinde yaşayan insanların dahi, yaptıkları her işte bir amaç aranırken, kainatın tamamının amaçsız şekilde var olduğunu iddia etmek ne derece mantıklıdır?

Nitekim Allah insanlara yaratılışlarının boş bir amaç uğruna olmadığını bildirmiştir:
"Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?" (Müminun Suresi, 115)

Big Bang'den atomlara, atomlardan galaksilere ve galaksilerden nihayet dünyamıza kadar uzanan mucizevi olaylar sayesinde bugün yeryüzünde yaşam vardır. Üstelik öyle bir yaşam ki, her ihtiyacı ince ince planlanmış ve en isabetli şekilde var edilmiştir; gökyüzünde gerek duyulan tüm enerjiyi karşılayan Güneş, yer altında depo edilmiş ihtiyaçlar, her köşesi milyonlarca tür bitki ve hayvanla donatılmış bir dünya...

Fakat şu ana kadar anlattığımız tüm olağanüstü olaylara rağmen insanlar hala Yaratıcılarının varlığını inkar edebilmektedir. Tek bir spermden insan haline gelmeyi makul gören bu kişiler, Kuran'da bildirildiği gibi ölümden sonra dirileceklerine inanmamakta ve çeşitli tutarsız ifadeler vermektedirler. İnkarcıların bozuk mantıklarını ve onlara verilen cevabı Allah Kuran'da şöyle bildirmiştir:

Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?" De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir. (Yasin Suresi, 78-79)

Allah kainatta var olan herşeyi belli bir amaç üzerine yaratmış ve "O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır." (Mülk Suresi,2) ayetiyle de insanın yaratılışındaki gayeyi açıklamıştır. Bu ayetten de anlaşılacağı gibi dünya bir sınanma yeridir ve geçicidir. Hem tüm insanlar hem de dünya için zamanı Allah katında belirlenmiş olan bir son vardır. İnsanlar kendilerine verilen kısa ömrü, Allah'ın belirlediği ve Kuran'da kendilerine bildirilen sınırlara göre yaşamakla yükümlüdürler. Burada yaptıklarının karşılığını ise ahirette alacaklardır.