GİRİŞ

"HİLELİ DÜZEN" SAHİPLERİ

MASONLUĞUN ROLÜ

MASON FELSEFECİLER

SOSYALİZMİN PERDE ARKASI

FELSEFENİN PERDE ARKASI

SOSYALİZMİN PERDE ARKASI

1776 yılında Almanya'nın güneyindeki Bavyera'da ilginç bir dernek kurulmuştu. "İllüminati", yani "Aydınlanmışlar" adını taşıyan derneğin kurucusu, Adam Weishaupt adlı bir hukuk profesörüydü. Derneği ilginç kılan iki özelliği vardı; çok gizli bir dernek olması ve kendisine çok iddialı bir siyasi program belirlemesi. Weishaupt tarafından kaleme alınan söz konusu programda, örgütün en temel iki amacı şöyle açıklanıyordu:
1- Bütün monarşilerin ve düzenli hükümetlerin feshedilmesi,
2- Bütün "Teistik" (ilahi) dinlerin feshedilmesi.
Derneğin özellikle dine karşı olan tavrı son derece düşmancaydı. Weishaupt, İngiliz tarihçi Michael Howard'ın ifadesiyle, ilahi dinlere karşı "patalojik bir nefret" duyuyordu.78
Dernek, aslında bir tür mason locasıydı. Weishaupt kıdemli bir masondu ve derneği de mason localarının geleneksel örgütlenme biçimine uygun olarak düzenlemişti. İllüminati, şaşılacak derecede hızlı bir biçimde büyüdü. 1780'de Alman mason localarının büyük üstadlarından olan Baron Von Knigge'nin de katılımıyla, örgütün gücü iyice arttı. Weishaupt ve Knigge, Almanya'da, "sosyalist" diyebileceğimiz bir devrim yapma hazırlığına giriştiler. Fakat hükümetin durumdan haberdar olması üzerine, İllüminati üstadları Weishaupt ve Knigge, örgütü dağıtıp normal mason localarına katılmaya karar verdiler. Birleşme, 1782'de gerçekleşti.

Ancak 1800'lerin başında, İllüminati geleneğini Almanya içinde korumaya çalışan yeni bir dernek kuruldu. Derneğin adı "Dürüstler Birliği"ydi. Zamanla adı "Komünistler Birliği"ne dönüştü. Komünistler Birliği'nin yöneticileri, kendilerine bir siyasi program hazırlamak istediler. Bu programı kaleme almaları için başvurdukları iki kişi ise, iki kararlı komünist entellektüeldi: Karl Marx ve Friedrich Engels! Bu ikili, ünlü Komünist Manifesto'yu, söz konusu Komünistler Birliği'nin ısmarlaması üzerine yazdılar. Manifesto, bilindiği gibi, dini "halkın afyonu" olarak tanımlıyor ve insanlığın kurtuluşu için yegane yol olarak gördüğü "sınıfsız toplum" idealinin şartlarından birinin dini inançların yok edilmesi olduğunu öne sürüyordu. Bir başka ilginç nokta ise, hem Marx'ın hem de Engels'in Yahudi asıllı olmalarıydı.

Sosyalizmin başlangıcında yer alan bu mason ve Yahudi ağırlığı, sonra da devam etti. Sosyalist hareketlere liderlik yapan mason ve Yahudi bazı isimleri şöyle sayabiliriz:
Ferdinand Lasalle: Marx'ın yakın arkadaşı olan Lasalle, ihtilalci komünist diktatörlüğü savundu.

Victor Adler: Engels'in sağ kolu olan Adler, komünizmin yayılması için büyük çaba harcadı. Oğlu Friedrich Adler, Avusturya Komünist Partisi'nin lideri oldu.
Moses Hess: Tutucu bir Yahudi ailesinden gelen Hess, hem Marx'ın yakın arkadaşı olan ünlü bir sosyalist, hem de ateşli bir siyonistti. "Roma ve Kudüs" adlı kitabıyla Avrupa'daki siyonist hareketin öncüsü oldu ve Filistin'de bir Yahudi Devleti kurulması için çalıştı. Ayrıca yaşamı boyunca Darwinizm'i şiddetle savundu.

Gyorgy Lukacs: Varlıklı bir Yahudi ailesinden gelen Lukacs, komünizmi savunan birçok kitap yazdı. Komünist düşüncenin gençler arasında yaygınlaşmasını sağladı. Macar İhtilali'ne öncülük eden en önemli kişilerden biriydi.

Vladimir I. Lenin: Rusya'daki Bolşevik hareketin liderlerinin çoğu gibi bir Yahudi olan Lenin, dünyanın gördüğü en kanlı ve totaliter rejimlerden birinin kurucusu oldu.

Herbert Marcuse: Yahudi bir ailenin çocuğu olan Herbert Marcuse, Marksizm'i yeniden yorumlayarak 1968'deki öğrenci olaylarının hazırlayıcısı oldu. Tüm dünyada yayılan solcu üniversite hareketlerini ateşleyip, günümüzde hala her gün sayısız gencin hayatını kaybetmesine neden olan anarşist ideolojiyi geliştirdi.